serdar ortac

hayatın onu neden yorduğunu bir türlü anlatamamış 15 dakikada 3 şarkı yazabilmek gibi üstün bir yeteneğe sahip şey. o zeka seviyesiyle konuşması bile imkansızken. bir başarı öyküsü...

tiki avcisi

bildiğin mezun... kötü mezun.

cemkirik limon dilimi

en kısa zamanda iade-i ziyaret yapılacak. *

newroz

mart ayına anlam katan bayram. aslında ankara gibi kutuplardan pay almış bir şehirde yaşıyorsanız mart pek de sevilecek gibi değil. bir de newroz olmasa...

humanizm

kelime anlamı olarak bütün insanlığı kapsamıyor(muş) aslında. eski yunan a olan özlemi dile getirdiği düşünülüyor. hatta mevlana üzerine çalışanlar mevlanın hümanist olduğunu bu nedenle kabul etmiyorlar. onun bütün insanlığı kapsayan bir sevgiyle dolup taştığından dolayı oncak ona sadece şu zamanlar kullanıldığı anlamıyla hümanist diyebiliyorlar. çıkış noktasından sapmış olan akım aslında. pek de kötü olmamış gibi.
varoluşçuların genel olarak benimsediği bir akım.

iki dil bir bavul

izlerken uzaklara götüren film-belgesel. teknik yanı ayrı ama anlatılmak isteneni çok iyi yakalamış.

bir sınıf öğretmeninin mutlaka izlemesi gerekir mi onu bilemem. onu sınıf öğretmenleri düşünsün. ama vatan-millet-sakarya üçlemecileri mutlaka izlemeli. zira filmde madalyonun öteki yüzünü görüp belki biraz düşünebilirler. kim bilir.
öteki demişken tam olarak da burada kitledi film. ötekileşmenin ne denli ağır olduğunu ortaya koyuyor.

zebanilerin ateistleri sikmesi

<bkz: ne komikler varmış ya>

butun genellemeler yanlistir diyerek genelleme yapmak

yumurta-tavuk... hepsi aynı bok çukuru. bazen çok fazla şey yapmamak lazım.

tatli kaciklar

ucuz bir komedi dizisi. hani bu ülke çok daha iyilerini yapmışken, hele ki bu diziden nice seneler önce tipler ve espriler pek ilgi de çekmiyor.

kurtler ile alevileri ayni kefeye koymak

cümle böyle başlıyorsa eğer devamında pek hayır yoktur zaten. ya kürtlere bir laf atılacaktır ya da alevilere. o yüzden bu cümleyi kuranın kurdurandan pek de farkı olmasa gerek.

ogrenci harclarina zam

bu zammın müjdesini yök çok öncelerden vermişti. yök başkanı beyfendi çıkıp bütün üniversitelerin özelleşmesi gerektiğinden bahsetmişti. özelleşme de yaşanmadı değil hani. zira düşünüyorum da okumamak iyiymiş hani!

hayata baskasinin gozunden bakabilmek

<bkz: elalem ne der>

hayata başkasının gözünden bakabilmenin bendeki karşılığı tam olarak da bu. sözlü iletişim kurmadığın bir adamın gözünden niye bakacaksın ki dünyaya? bir heyecan(acı,sevinç,hüzün...) sırasında geliştirdiğin empati işe yarar niteliktedir.

empati de bir süre sonra kendini sempatiye de bırakabilir. bu durumda da fanatizm kokusu vardır, bu da çeşitli rahatsızlıklara sebebiyet verebilir.

turk olmaktan utanip turkiye de yasamak

derin bir mevzu. bahsedilen kesim de bir göze sokulan türden gibi. lakin o göze sokulan kesimin pek de böyle bir söylemine rastlaşmadım. bir insan türk olmayabilir, ama türkiye'de yaşayabilir. hani şu türk olmak ayrı, türkiye cumhuriyeti vatandaşı olmak ayrı var ya.

geçenlerde bir garip kanalda bu konuyu tartışıyorlardı. bir abla da tam bu konuya parmak bastı. kimsenin "ırk"ını kendisinin seçemeyeceği, bunun üzerinden savaşmanın ne kadar mantıksız olduğundan falan bahsedildi. gerçi bu tartışmanın yapıldığı kanal da bu tür bir konuşmayı nasıl engellemedi şaşırdım. neyse, işte "ya sev ya terk et" modundan da sıyrılmak lazım sanırım. bir nazım memleketine hasret gitti, sırf bu şekilcilik, sırf bu tavır alış ve sırf bu şahsi fikirlere olan tutumdan. bir dünya şairi memleketine hasret gitti.

sozlukte ulkucu olmamasi

gelmediklerinden de kaynaklanmış olabilir.

yardimseverler icin bagis kilavuzu

bir de bunu denemekte sakınca görmeyiniz:
<bkz: odtü ilkyar vakfı>

muhafizlar yakalayin

kara murata binaen söylenmiştir.

mini etek giyip orospu olmadigini iddia etmek

<bkz: bir gün herkes orospu olacak>

peynir gemisi

sınavlara erkencecik gidiyor. çok akıllı bu çocuk vesselam. akşam sınavın varken neden 8 de okulda oluyor anlayamamıştım, o yüzden okulu biz uzattık, o uzatmayacak. **

samsung kulakliklarinin kulak sikmesi

samsung kulaklıklarının kulak ile birleşmesi sonucunda cinsel içerikli olmasa da parçala behçet kıvamına gelivermesi reaksiyonuna biz felsefeciler kulak sikmesi kavramını kullanıyoruz. bu birleşmeden de bir adet piç kurusu yara çıkıveriyor.

universite kontenjanlarinin arttirilmasi

kontenjan arttırımlarının pembiş taraflarını bir yana bırakmak gerekirse-ki kendileri büyük bir yük değil- kimseye sorulmadan yapılması bu işe ne kadar sığ yaklaşıldığının göstergesi. sen bir alanda istihdam sayın senelik 15 iken mevcut kontenjanı arttırırsan yığılmalar ve akabinde kaliteli(!) işsizler dört bir yanını sarabilir.

ara eleman diye bağırıyor insanlar, hala üniversite kontenjanı arttırımı yapılıyor. bir kere senin öğretim üyen bile bu sayıya yetersiz, arttırımdan önce de bu durum aynıydı ya, neyse!